• Avukatın şahsi veya kurumsal numarasını arayarak Danışmanlık Ücretini öğrenin.
  • Yüz yüze görüşmek için randevu talep edin ve randevuya gelmeden önce danışmanlık ücretini avukatın vermiş olduğu hesaba yatırmış olun.
  • Danışacağınız konuya ilişkin olarak mail yoluyla avukatınıza ön bilgilendirme metni hazırlayıp gönderin.
  • Avukatla görüşme sonucunda memnun kalmanız durumunda ve ücret hususunda anlaştığınızda avukatlık ücret sözleşmesi imzalayın.

Taraflar, boşanmada mal rejiminin tasfiyesini kararlaştırırken tek tek malvarlıklarını belirtmek suretiyle bir anlaşmaya varmış olabilirler. Boşanma davası ile birlikte eşlerin, evlilik birliği içinde edindikleri tüm malvarlıklarının tasfiyesi hususunda anlaştıkları duraksamaya yer vermeyecek açıklıkta ise buna değer verilerek, mal rejiminin tasfiye edildiğinin kabulü gerekir. Artık taraflarca, daha sonra ayrı bir mal rejimi tasfiyesi davası açılamayacaktır.

Bununla birlikte evlilik birliği içinde edinilen malvarlığı daha fazla iken tek bir malvarlığı yönünden anlaşmalı boşanmada uzlaşma sağlanmış, diğer malvarlıkları hakkında herhangi bir açıklama yapılmamış olabilir. Bu şekilde gerçekleşen boşanmada ise tarafların yaptıkları anlaşma metninin yorumu önemlidir.

Anlaşmalı Boşanmanın Tasfiyeyi Kapsadığı Kabul Edilen Haller 2

Tarafların birbirinden hak talep etmedikleri hususların hangi hallerde sadece boşanmanın mali sonuçlarını, hangi hallerde mal rejiminin tasfiyesini kapsayacağı değerlendirilirken, anlaşmada kullanılan tabirler aydınlatıcı olmaktadır. Anlaşmada, açık bir şekilde katkı payı alacağı, katılma alacağı ve değer artış payı alacağı gibi Kanunda geçen tabirler kullanılarak birbirlerinden özellikle bu hakları talep etmediklerinin belirtilmesi halinde eşlerin tasfiye yaptıklarının kabulü gerekir. Bununla birlikte anlaşmada, eşler birbirinden herhangi bir mal taleplerinin olmadığı şeklinde ifadeler kullanabilmektedirler. Yargıtay uygulamasında “mal” tabirinden taşınır, taşınmaz, hak ve alacakların kastedildiği, dolayısıyla mal rejiminin tasfiyesini kapsadığı kabul edilmektedir.

Evlilik sırasında eşlere hediye edilen her türlü ziynetin kadının kişisel malı kabul edilmesi yerine bilezik, kadın kolyesi, küpe vb. Gibi sadece kadına özgü ziynetlerin kadının kişisel malı olduğu kabul edilmiştir. Erkek kolyesi, erkek yüzüğü, erkek bilekliği gibi sadece erkek eşe özgü ziynetlerin de erkek eşin kişisel malı olduğunun kabulü gerekir. Bu tür ziynetlerin dışında tam, yarım, çeyrek altın gibi niteliği itibariyle eşlerden herhangi birisinin kullanımına özgülenmemiş olan ziynetlerin ise eşlerden hangisine hediye edildiği (bağışlandığının) duraksamaya yer vermeyecek şekilde güçlü ve inandırıcı delillerle ispatlanmalıdır. Bu husus ispatlanamıyorsa TMK’nın 222/2. Maddesi gereği, eşlerin paylı mülkiyetlerinde olduğunun kabul edilmesi gerekmektedir.

(Yargıtay, 04/03/2020 tarihli ve 2017/3-1040 E., 2020/240 K. Sayılı HGK kararı)

  • Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya
  • Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri
  • Manevi tazminat alacakları
  • Kişisel mallar yerine geçen değerler.

Kanun koyucu kişisel malların neler olduğunu sınırlı şekilde sayma yolunu tercih etmiştir.

  • Çalışmasının karşılığı olan edinimler
  • Sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurum ve kuruluşlarının veya personele yardım amacı ile kurulan sandık ve benzerlerinin yaptığı ödemeler
  • Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar
  • Kişisel mallarının gelirleri
  • Edinilmiş malların yerine geçen değerler.


Edinilmiş mallar bu maddede sayılanlarla sınırlı değildir, örneklemelerden hareketle edinilmiş mal olup olmadığı göz önünde bulundurulacaktır.

Yargıtay, eşinin sadakatinden kuşkulanan kişinin birlikte yaşadıkları her ikisinin de ortak mekanı olan konuta eşinin bilgisi dışında ses kayıt cihazı yerleştirerek eşinin aleni olmayan konuşmalarını kaydetmesinde, bu suretle sadakat yükümlülüğü ile de bağdaşmayan davranışlarını tespit etmesinde özel hayatın gizliliğinin ihlalinden söz edilemeyeceğini ve hukuka aykırılık bulunduğunun kabul olunamayacağını düşünmektedir.

Burada Yargıtay’a göre, aile birliğine ilişkin ortak yaşanılan mekâna kişinin eşinin meşru olmayan bir amaç için arkadaşları kabul etmesinde aile hayatının gizliliğini ihlal söz konusudur. Bu bakımdan sözü edilen delilin elde edilişinde hukuka aykırılık bulunduğundan söz edilemeyecektir.
(Y.2.HD, E. 2007/17220, K:2008/13614, KT:20.10.2008)

Yargıtay; sanığın, mahkemede, yakalanmadan kısa bir süre önce olay nedeniyle katılanla yaptığı telefon görüşmesine ilişkin cep telefonuyla yaptığı ses kaydını delil olarak sunduğu, görüşmeye ilişkin ses kaydının CD’ye aktarılarak soruşturma dosyasına konulduğu olayda; sanığın, olay nedeniyle katılanla anlaşmaya vardığı, katılanın kendisinden şikayetçi olmayacağını göstermek için ses kaydını delil olarak soruşturma dosyasına ibraz ettiği, suç isnadı veya tehdit etme gibi bir kastı olmadı gibi hususları dikkate alarak sanığın eyleminin herhangi bir suç oluşturmadığına hükmetmiştir.
(Y.12.CD, E:2014/1429, K:2014/17839, KT: 15.09.2014)

1) Zina
2) Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış
3) Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme
4) Terk
5) Akıl hastalığı
6) Evlilik birliğinin sarsılması

Zina

(Türk Medeni Kanunu Madde 161)
Eşlerden biri zina ederse, diğer eş boşanma davası açabilir. Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak 6 ay ve her halde zina eyleminin üzerinden 5 yıl geçmekle dava hakkı düşer. Affeden tarafın dava hakkı yoktur.

Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış

(Türk Medeni Kanunu Madde 162)

Eşlerden her biri diğeri tarafından hayatına kastedilmesi veya kendisine pek kötü davranılması ya da ağır derecede onur kırıcı bir davranışta bulunulması sebebiyle boşanma davası açabilir. Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak 6 ay ve her halde bu sebebin doğumunun üzerinden 5 yıl geçmekle dava hakkı düşer. Affeden tarafın dava hakkı yoktur.

Boşanma Sebepleri

Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme

(Türk Medeni Kanunu Madde 163)

Eşlerden biri küçük düşürücü bir suç işler veya haysiyetsiz bir hayat sürer ve bu sebeplerden ötürü onunla birlikte yaşaması diğer eşten beklenemezse, bu eş her zaman boşanma davası açabilir.

Terk

(Türk Medeni Kanunu Madde 164)

Eşlerden biri, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk ettiği veya haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmediği takdirde ayrılık, en az 6 ay sürmüş ve bu durum devam etmekte ve istem üzerine hakim veya noter tarafından yapılan ihtar sonuçsuz kalmış ise; terk edilen eş boşanma davası açabilir. Diğerini ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır.


Davaya hakkı olan eşin istemi üzerine hakim veya noter, esası incelemeden yapacağı ihtarda terk eden eşe 2 ay içinde ortak konuta dönmesi gerektiği ve dönmemesi halinde doğacak sonuçlar hakkında uyarıda bulunur. Bu ihtar gerektiğinde ilan yoluyla yapılır. Ancak, boşanma davası açmak için belirli sürenin 4. Ayı bitmedikçe ihtar isteminde bulunulamaz ve ihtardan sonra 2 ay geçmedikçe dava açılamaz.

Akıl hastalığı

(Türk Medeni Kanunu Madde 165)
Eşlerden biri akıl hastası olup da bu yüzden ortak hayat diğer eş için çekilmez hale gelirse, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmi sağlık kurulu raporuyla tespit edilmek koşuluyla bu eş boşanma davası açabilir.

Evlilik birliğinin sarsılması

(Türk Medeni Kanunu Madde 166)

Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir.

Yukarıdaki fıkrada belirtilen hallerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.

Evlilik en az 1 yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu halde boşanma kararı verilebilmesi için, hakimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hakim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü halinde boşanmaya hükmolunur. Bu halde tarafların ikrarlarının hakimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz.

Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak 3 yıl geçmesi halinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir.